ANITKABİR

Süleyman ERKAN

Anıtkabir de yatan sadece Mustafa Kemal Atatürk’ün bedeni değildir. Ulu önderin Ankara’dan fikirlerinin, devrimlerinin ışığının kaynağıdır. Tüm ezilen mazlum milletlerin rehberi olan Atatürk’ün ölümüne düşmanları bile üzülmüştür. “Yurtta sulh, cihanda sulh” düşüncesinin temel alan Atatürk düşüncesinin temelinde bilim, ilim, araştırma, düşünme ve okumakla insan ve çevre sevgisi yatmaktadır. Söz konusu vatan olunca hiçbir emeğini, canını esirgemeyen Türk büyüğü Atatürk savaşmaktan ve kavgadan en ufak bir adım bile geri atmamıştır.

Atatürk’ün ebedi istirahatı Anıtkabir’in temeli 1941 yılında İsmet İnönü tarafından atıldı. Anıtkabir yapılırken “ Yurtta barış’ı” temsilen Türkiye’nin illerinden KKC ve Selanik’te ki doğduğu ilden toprak getirtilir. Ayrıca “ Cihanda sulh” düşüncesini yaşatmak için Anıtkabir’in çevresine orman ağaçlarıyla kaplanmalıydı. Atatürk bir dal için” köşkü yürütme” emrini veren insandı. Bu ormanın adına “ Uluslar Arası Barış Parkı” adı verildi. Barış, birlik ve beraberlik içinde insanca yaşamak ne kadar güzel bir duygudur. Yurdun çeşitli bölgelerinden Ankara’ya İstanbul, Eskişehir, Samsun’dan yetiştirilen On Binlerce fidan getirtilir.

Uluslar Arası Barış Parkı’nın açılışı temsilen de Yirmi Dört ülkeye davette bulunuldu. Her ülke Barış Parkına dikilme üzere ağaç gönderirler. Ağaç gönderen ülkelerden bazıları şunlardır.

-Amerika Birleşik Devletleri; 301 mavi ladin, 100 selvi, 100 sedir fidanı gönderildi.

– Afganistan; 15 akkavak, 10 nesteren gül, 12 çitlembik fidanı gönderdi.

-Almanya; 25 meşe, 10 huş ağacı, 13 ıhlamur, 5 atlas sediri, 5 selvi, 8 pinus çamı, 17 erik, 5 atlas sediri.

-Belçika; 10 dağ muşmulası, 13 şimşir, 12 top mazı, 12 ardıç, 12 sedir, 12 akçaağaç, 12 porsuk, 12 köknar, 12 sarıcam,

-Danimarka; 20 kayın.

– Fransa; 10 kızılağaç, 10 sarı cam, 10 sahil camı, 10 fıstık camı, 10 Avrupa melezi, 10 köknar, 10 kayın, 10 ladin.

Çin; Armand çamı ve Çin köknarı tohumu.

-Hindistan; 289 sahil çamı.

– İngiltere; 50 kiraz ağacı, 50 porsuk, 100 karaçam, 50 meşe.

– İspanya; 1 karaçam, 1 selvi, 4 sahil çamı, 1 dış budak, 2 kestane, 3 ardıç, 1 ceviz, 1 meşe.

– İsrail; 30 sahil çamı.- İsveç; 10 huş ağacı.

– İtalya; 5 karayemiş, 5 selvi, 8 fıstık çamı, 10 mavi selvi, 5 karaçam.

– Japonya; 35 kiraz ağacı. – Kanada; 30 akça ağaç. Kıbrıs; 5 çam.

-Mısır; 8akkavak, 6 katalpa, 6 ladıçya, 6 akasya, 6 salkım akasyası.

-Norveç; 12 gürgen. -Portekiz; 50 selvi, 50 sahil çamı.

– Yoguslavya; 10 ıhlamur, 5 sofora, 5 kestane, 10 erguvan, 10 çınar, 20 kavak, 5 katalpa, 5 fındık, 5 maklora, 10 çitlembik, 20 meşe, 20 polyanta gül, 20 gül, 19 mazı, 11 selvi, 5 ardıç, 8 karaçam, 10 huş, 1 alıç, 10 taflan, 10 berberis, 2 mavi sedir, 20 yatık ardıç, 10 leylak, 21 karayemiş, 6 mahunya, 3 porsuk, 10 söğüt.

– Yunanistan; 5 kayın, 5 köknar, 5 porsuk, 5 çobanpüskülü, 5 karaçam fidanı.

Uluslar arası barış parkına dikilen bu ağaçlar Mustafa Kemal Atatürk’ün gelmiş geçmiş en büyük devlet adamı olduğunu, yüz yıllar boyu tüm dünyaya sessizce haykıracaktır. Dikilen ağaçlar dünyadaki barışın, birlik ve beraberliğin Türk milletinin var oluşunun temsilcisidir.

Yapılan iyilikleri, hizmetleri hiçbir canlı unutmaz. Türk milletine ağaç vererek yapılan iyiliği, dünya durdukça anılacaktır. Gökte ay yıldızlı bayrağımız dalgalandıkça, Türk milletinin başı dik, onurlu dünyadaki hak ettiği yeri alacaktır.

Türk Milleti Anıtkabirde yatan Ata’sını gün geçtikçe daha büyük bir özlemle anıyor, seviyor. “ Ne Mutlu Türk’üm diyene!” Sözünü başımız dik, onurla söyleyebiliyorsak şehitlerin, gazilerin ruhları sayesinde. Bu cennet toprakları bizlere yurt yapan atalarımıza binlerce minnet ve şükran duymaktayız. Ruhları şad olsun.

Anıtkabir için 1941 ‘de açılan yarışma yıllarında, İkinci Dünya Savaşı’nın en çetin günlerini yaşıyordu. Her tarafta kan, barut kokusu hâkimdi. Anıtkabirin yapımı için açılan yarışmaya Türkiye, Almanya, İtalya, Avusturya, İsviçre, Fransa, Çekoslavakya’dan toplam 49 proje katıldı. En çok beğenilen üç proje arasından Profesör Emin Onat ile Doçent Orhan Arda’nın “25” numaralı projesi kabul edildi.

Anıtkabir Komutanlığı’ndan alınan bilgiye göre; yapımı 9 Ekim 1944’de başlayan, 01 Ekim 1953 ‘de Anıtkabir bitirilir. İlk Anıt tepe yerini T.B.M.M’ine öneren Aydın milletvekili Mithat Aydın’dır. Rasat tepeyi Mithat Aydın “Anıt tepe “ olarak adlandırır. Atatürk’ün yıllar önce bir gezi sırasında Rasat tepeyi gezerken ağzından şu sözler çıkmıştır; “- Bu tepe ne güzel bir anıt yeri…” Türk milleti için anlamlı bir sözdü. Büyük Türk Ulusu’nun kalbinde yaşayan ulu önder Mustafa Kemal Atatürk edebi yete mal olacak Anıtkabir çok önemli yapılan hizmetleri yeni nesillere anlatılacak.

Anıtkabir proje çalışmasına katılan sanatçıların eserleri, uluslar arası bir jüride incelenerek kesin karara bağlanacaktı. Hiçbir sanatçının hakkı kaybolmayacaktı. Hükümetçe kurulan tarafsız jüride Avrupa’nın ünl
ünlü sanatçılarından Alman Profesör P. Bonatz, İsviçreli Profesör ünlü İvan Tenghom, Macar Profesör Koroly Wickinger, Ünlü Türk sanatçıları Profesör Arif Hikmet Holday, Bayındırlık Bakanlığı Yapı ve İmar işleri reisi yüksek mimar Muammer Çavuşoğlu, Ankara İmar Müdürü yüksek mimar Muhlis Sertel vardı.

Atatürk Anıtkabir proje yarışmasına Kırk Yedi sanatçı katılmıştı. Bunların Yirmi Yedi’si yabancı sanatçılardı. Türk mimarları da Yirmi eserle yarışmaya katılmışlardı. Kırk Yedi eserden Üç’üne ödül verilecekti. Seçilen Üç eser şunlardı; Tennenberg Anıtı’nı yapan Alman Profesör Johann es Kruger, İtalyan Profesör Arnoldo Foschini, İstanbul Mimarlık Fakültesi Profesör Emin Onat ve Doçent Orhan Arda’nın eserleri seçilmişti. Prof. Emin Onat ve Doçent Orhan Arda’nın eseri araziye uygun olurluluğu seçilerek kabul edildi.

Anıtkabir projesinin nasıl meydana getirildiğini Prof. Emin Onat şöyle anlatır; “ Atatürk’ün başardığı devrimlerin en önemlilerinden biri şüphe yok, bize geçmişin gerçek değerini göstermek olmuştur. Osmanlı devri şereflerle dolu bir devir olmakla beraber, itiraf etmek gerekir ki skolâstik ruhun hüküm sürdüğü kapalı bir âlemden ibaretti. Gerçekte ise tarihimiz, bir zamanlar Ziya Gölkalp’in “ümmet devri” dediği bir içe kapanmış medeniyetten ibaret değildir. Akdeniz milletlerinden birçoğu gibi tarihimiz binlerce yıl önceye gidiyor. Sümerlerden, Hititlerden başlıyor, Orta Asya’dan Avrupa işlerine kadar birçok kavimlerin hayatlarına karışıyor. Akdeniz medeniyetinin klasik geleneğinin en büyük köklerinden birini teşkil ediyordu. Atatürk, bize bu zengin ve verimli tarih zevkini aşılarken, ufuklarımızı genişletti. Bizi ortaçağdan kurtarmak için yapılmış hamlelerden en büyüğünü yaptı. Gerçek geçmişimizin ortaçağ değil, dünya klasiklerinin ortak kaynaklarında olduğunu gösterdi. Gerçek milliyetçiliğin içe kapanmış bir ortaçağ gelenekçiliğinden asla kuvvet alamayacağını, onun yalnız ortak ve eski medeniyet köklerine inmekle canlanabileceğini anlattı. Avrupalılaşmakla, medenileşmekle, millileşmenin aynı şey olduğunu bundan iyi hangi fikir ifade edebilirdi?

Bunun içindir ki biz Türk Milleti’nin skolâstikten uyanma, ortaçağdan kurtulma yolunda yaptığı devrimin büyük önder için kurmak istediğimiz anıtın, onun getirdiği yeri, ruhu ifade etmesini istedik. Ata’nın Anıtkabiri’ni bir sultan veya veli türbesi ruhundan tamamen ayrı, Yedi Bin yıllık bir medeniyetin, rasyonel çizgilerine dayanarak klasik bir ruh içinde kurmak istedik.”

Aslanlı yolda ki Yirmi Dört aslan heykeli “ Yirmi Dört Oğuz boyunu” aslanların çift olması ‘’ birlik ve büyüklüğü ” , kedi gibi yatar pozisyonunda olmaları ise “ barışseverliliği “ temsil ediyor. Aslanlı yolun Ata’nın huzuruna çıkanların “ başının öne eğik “ olması için Beş santimlik çim boşluğu bırakılarak döşenmiştir.

Vatan toprağı 750 bin metrekarelik bir alan üzerinde aslanlı yol, tören meydanı, mozole ve On kuleden oluşan Anıtkabir, 907 metre yüksekte yer alıyor. Ata’nın kabri Kırk tonluk yek pare mermerden yapılan sembolik lehtin yaklaşık Yedi metre altında ki mezar odasında bulunuyor.

Türk milletinin kalbine gömdüğü Atatürk, Selçuklu-Osmanlı kümbet mimarisine göre yapılmış sekizgen şeklindeki mezar odası da “ vatan toprağında ” yatıyor.

Ölümünden On Beş yıl sonra, Etnografya müzesinde ki geçici istirahatgahından Anıtkabir’e nakledildi. Ata’nın naşı, tahnit işlemi çözülerek, Suriye’de ki Ceber kalesi,(Türk mezarı ile ünlü Ortaçağ kalesi.) Kore’de ki Türk şehitliği, Selanik’te ki doğduğu evin bahçesi, K.K.T.C ve illerden getirilen toprakların harmanlandığı “ vatan toprağına “ İslami usullere göre kefenlendi. Yüzü Kıble’ye bakacak şekilde defnedildi. Ata’nın Kabri’nin yer aldığı mezar odasına Genelkurmay Başkanı’nın izniyle giriliyor.

Anıtkabir’de ki Atatürk Müzesi’nde ayrıca okumaya büyük önem veren Atatürk’ün özel kitaplığında bulunan Türk –İslam tarihi, dil, edebiyat, sosyal bilimler, bilim ve teknik konularındaki Türkçe, Osmanlıca, Fransızca, İngilizce, Almanca, Rusça, Arapça, Slav dillerindeki toplam Üç Bin Yüz On Sekiz kitapta sergileniyor.

Anıtkabir Etnografya Müzesi’nde bir ulusu yok etmek isteyenlere karşı aklıyla, cesaretiyle, kanı canıyla var oluş hikâyesini izler, duygulanırsınız? Her şeyin bir bedeli var. Türkiye Cumhuriyeti’nin bedeli ay yıldızlı bayrağıdır. Ödenen bu yüce bedel dünya durdukça gökyüzünde ay yıldızlı bayrağımız dalgalanacaktır. Bu yüce değeri nesillerimize çok iyi anlatmalı, öğretmeliyiz? Yolumuz bilim, ilim, sevgi olsun…

Sözlük;

Skolâstik: Fransızca (sıfat) İnanç ve bilgiyi, bilimi, özelliklede Aristoteles’in bilimsel dizgesini kiliseyle uyumlu bir biçimde birleştirmeye çalışan ortaçağ felsefesi. Bir felsefeyle ilgili olan.

Rasyonel: Fransızca (sıfat) Akla uygun, aklın kurallarına dayanan, ölçülü, ussal, hesaplı.

Tahnit: Ölüyü, bozulmaması için ilaçlama.

Mozole: Büyük ve gösterişli, görkemli gömüt.

Etnografya: Kültürleri ve kültür oluşumlarını araştıran bilim adına verilen isimdir.